People Make The Brand 2015: Prominence in Employer Branding

In today’s globalized world, it does not take a genius to see how corporations play an important role in our lives. As prospective customers, corporations are the ones that supplies our needs (and our not-necessarily-needs).

Another role of the corporations is that; for many people, they are a place where they earn their living, spend most of their time and make contribution to the society.

Yes, corporations matter.

But do people matter for corporations? This question have been discussed since the beginning of capitalist and neo-liberalist societies. The question gains more prominence for one main reason:

Today, people generally prefer to work companies where people matter.

Employer-Branding

And that’s where employer branding comes in. For newbies, employer branding(as Universum says) is the process of promoting a company, or an organization, as the employer of choice to a desired target group, one which a company needs and wants to recruit and retain.

The term Employer Branding is a conjuncture for companies that includes many aspects, such as maintaining prestige, treating its personnel, the message delivered and many more…

Employer Branding is not a choice for companies, it is a must.

And this is why, hundreds of companies attend conferences where this issue is discussed.

This is why, hundreds of comapanies attended the People Make the Brand 2015 event in Istanbul, Turkey, organized by Dinamo Consultancy, specifically by one of the most reknown trainers on the matter, Evrim Kuran.

2

Companies attend this event, because they want to understand, share and learn from the experts, how to ensure and develop their employer branding. Because without employer branding, companies cannot survive on today’s world.

I had the chance to attend PMB (People Make the Brand) event. Besides interesting speakers, who shared their vast experiences and brilliant ideas, it has been a platform of constant networking and idea sharing. In PMB (People Make the Brand) you could listen prominent executives, ranging from the Regional Director of Danone to the Hiring Manager of Emirates, from the author of the bestseller ‘Employer Branding’ to the Leadership Development Director of Unilever.

1

And it is a lot of fun:)

unnamed

As stated, in today’s world, the companies are obliged to work on employer branding. People have options, people have knowledge and people have opportunities. In today’s world, companies don’t choose people, people choose companies.

So you better be attractive and sustainable, if you want to impress the skilled employees. Because without them, you are destined to fail.

PMB had been a great opportunity for companies. The good news is, it is an ongoing project, and will carry on.

For more information, click: http://www.peoplemakethebrand.com/

Advertisements

Türk Futbolunun ve Y Jenerasyonunun Medar-ı İftiharı: Arda Turan

‘Zevk aldığım işi yapıyorum. Bir gün bile oflayarak idmana ya da maça çıkmadım. Bundan daha güzel birşey olabilir mi?’

diyor Arda, bir kaç sene önce yaptığı bir röportajda.

Röportajın devamında Arda Y Jenerasyonu olduğunu sözleriyle hatırlatmaya devam ediyor.

‘Gençler beni tabi ki idol olarak alıyorlar. Bu konuda mütevazı olmayacağım, ben işimi iyi yapıyorum. 22 yaşımda bir çok gencin yapamayacağı şeyleri yaptım.’ 

‘Hayatta buraya kadar gelmemin en büyük sebeplerinden biri cesaretli bir adam olmamdır. Hatalarımla ve doğru yaptıklarımla hep kendim gibi olmaya çalıştım. Sonuçta bu benim.’

Bu sözlerde en çok dikkatimi çeken şey, her ne kadar kendini beğenmiş gibi gözüksede, hakedilmiş bir özgüvenin getirdiği içten sözcükler olmaları. Bu yüzden Arda’nın bu sözleri insanlara sempatik geliyor. Çünkü biliyorlar ki, kalbinden geçenleri, çarpıtmadan, ikiyüzleştirmeden söylüyor.

Arda röportajında tipik bir Y Jenerasyonu ferdi olduğunu açıkça belirtmeden de geçmiyor.

‘Boş zamanlarımda genelde Playstation oynarım’.

Bu cümleyi duyunca Arda Turan’la en azından bir ortak noktamız olduğunu bilmek beni ne kadar sevindirdi bilemezsiniz…

2 gün önce dünyanın en büyük kulüplerinden Barcelona’ya transfer olan Arda, Y Jenerasyonunun önemli temsilcilerinin arasında girdi. Nereden başlarsan başla, hayatta istediğin kadar ileriye gidebileceğinin ve başarının sonunun olmadığının canlı kanıtı oldu Arda. Umarım Arda’nın yaptıkları varsayımlarla, kendi yarattıkları engellerle ve güvensizliklerle boğuşan gençlerimize önemli bir örnek teşkil eder.

Arda gibi daha bir çok Y Jenerasyonunun dünyada bizi temsil etmesi dileğiyle.

Röportajın tümünü linkte bulabilirsiniz.

http://www.ntv.com.tr/video/spor/arda-turan-kendini-boyle-anlatmisti,owRfOk043ES7DahDWrgEjA

‘Y Kuşağı Şarkısı’

Yoksa ben de bilirim, bir karınca olmayı.

Ama ağustos böceği, çok karizmatik geliyor.

Bir arkadaşımın facebook duvarında bu şarkıyla karşılaştım. Y Kuşağı ile ilgili çalışmalar yapan biri olarak ilgimi çekti.

Şarkının yukarıdaki gibi kısımlarını yüzeysel bulsamda, Y Jenerasyonunun ‘negatif’ olarak adledilen özelliklerine ironik dokundurmalar yapmış, mesela:

Ya şartlar hiç uygun değil, çalışmam için.

Ya da plan aşaması biraz uzun sürüyor

Her halukarda, Y Jenerasyonunun kendiyle dalga geçtiği şarkılar yazdığını görmek güzel 🙂

Bu arada, müzikte herhangi bir uzmanlığım olmasa da, şarkının müzikalitesinden çok keyif aldım.

Bir de siz izleyin, bakın bakalım nasıl olmuş.

Umut Oran’ın Y Jenerasyonu ile İmtihanı

Umut Oran’ı bir çoğunuz tanıyorsunuzdur. Kendisi 24. dönem milletvekilliği ve CHP Genel Başkan Yardımcılığı yapmış, Türk siyaset arenasında ismi bilinen politikacılarımızdan biridir

Umut Oran, belki de kendisi de bir politikacıya nispeten genç sayılabileceği için, siyasi ve sosyokültürel konularda Türk gençleri ne düşünüyor, birinci ağızdan dinlemek ve anlamak için ‘Yeni Nesil Düşünce Platformu’ adında bir think tank oluşturdu. Farklı platformlardan yaklaşık 15 genci aylık toplantılar düzenlediği bu platforma davet eden Umut Oran, beraber çalıştığı, ve Y Jenerasyonu konusunda uzman danışman Evrim Kuran’ın tavsiyesi üzerine, bu platforma beni de davet etti.

Evrim Hanım internet üzerinden beni kısaca bilgilendirip, bu tarz bir platform üzerinde çalıştıklarını, beni de davet edeceklerini, bir davet e-maili beklememi söylemişti.

Umut Bey’in Y Jenerasyonu ile imtihanı sayemde daha toplantılar başlamadan başlayacaktı.

Beklediğim e-mail gelmişti. E-maili gönderen ‘Umut’ isminde biriydi. İsmin üzerine tıklamadığım için gönderenin tam ismini görememiştim. E-mail bu platforma davetli olduğumu, saati ve yeri yazıyordu.

Bu tarz önemli bir kamu figürünün bana direkt e-mail atacağını yakıştıramamış olmamdan gerek, ‘Umut’un Evrim Hanım’ın ekibinden biri, büyük ihtimalle bu işler ile ilgilenen asistanı olduğunu düşündüm. Bu ‘Umut’ büyük ihtimalle yaşıtım, ve benim gibi kariyerinin başlarında biridir düşüncesinin verdiği rahatlıkla aldığım davetiye e-mailine şu cevabı yazdım.

‘Teşekkürler Umut’

Bir sonraki yazdığım durumu daha da kötüleştiriyordu.

‘Katılım ücreti ne kadar?’

Y Jenerasyonunun rahatlığına ve informalitesine aşina olmuş olacak ki, Umut Bey gayet mütevazi ve olgun bir tonla şu cevabı verdi.

‘Davetlimizsiniz’

‘Umut’un, Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran olduğunu toplantıya gidince anlamıştım. O an suratımdaki ifadeyi görmek için para verebilidiniz.

Bunu sonra düşündüğümde, bizim jenerasyonumuzun hiyerarşiye önem vermemesi, daha rahat olması, eşitlikçi yaklaşımının yanısıra, benim ‘Teşekkürler Umut’ diye cevap atışımın en büyük sebebinin şu olduğunu anladım.

Umut Oran’ın bana e-mail atacağı ihtimali aklımın ucundan geçmemişti.

Belli mevkilerdeki (çok yükseklere çıkmanıza gerek yok) insanların ‘ulaşılmazlığı‘ bizim kültürümüzde çok yaygın birşey olduğundan mütevellit, hiyerarşiye eski jenerasyonlar kadar önem vermeyen Y Jenerasyonu bile (ben de dahil olmak üzere) bu tarz insanları ulaşılmaz görüyoruz.

Umut Bey’in Y Jenerasyonu ile imtihanı benimle bitmemişti. Şu ana kadar yaptığımız iki toplantı boyunca katılımcılar Umut Oran’ı sorularının ‘netliği’ ile oldukça zor anlar yaşattı. Bu sorulardan bazıları:

‘Bizi neden bu platforma çağırdınız, amacınız ne?’

Bundan sonra kariyer planınız ne?

‘Arkanızda gizli güçler var mı?’

İçinden ‘ya sabır’ çekmişmidir bilmiyorum ama, Umut Bey bu sorularada, benim e-mailime olduğu gibi, oldukça mütevazi ve olgun şekilde cevaplar verdi.

Bu makaleyi Umut Oran’ı övmek için değil (ama yaptığı bu girişimin çok önemli olduğunu düşünüyorum), daha çok topluma mal olmuş insanların (siyasetçiler, sanatçılar, sporcular), özellikle toplumun gidişatına yön veren insanların gençlerin dahiliyetine, fikirlerine ve düşüncelerine vermeleri gereken önemi vurgulamak için yazıyorum.

Gelecekte daha çok Umut Oran’lardan e-mail almak dileğiyle.

E tabi, resim çekip facebook’a koymazsam olmazdı 🙂

Y Jenerasyonunun Unutmaması Gereken Bir Değer: Babalarımız

Bu yazım Y Jenerasyonu ile çok ilintili olmayacak.

Babalığın sadece minimum gerekenleri yerine getirmek değil, çocuklarına sevgi, saygı, dürüstlük gibi temel değerleri öğrenmesini sağlayan ve çocuklarını tüm kalbiyle seven babaların Babalar gününü kutlamak içi yazıyorum bu yazıyı. Babalar gününüz kutlu olsun.

Bu vesileyle kendi babamın da babalar gününü kutlamak istiyorum.

Ne olursa olsun insanlara ve kendine karşı dürüst olunması gerektiğini, insanları ne olursa olsun sevip saymanın önemini, hiç hayatın gerçekleri karşısında dimdik durulması gerektiğini, fakat aynı zamanda bir insanın duygularını göstermekte hiçbir sakınca olmadığını, çok çalışıp kendime, aileme, toplumuma ve en önemlisi de dünyaya faydalı bir birey olmamı ve en önemlisi, ne olursa olsun akşam yatağıma uzandığımda vicdanım temiz bir şekilde uyumanın önemini anlattığı için ona teşekkür ediyorum. Ve bunları sadece sözde değil, örnek olarak bana öğrettiği için minnettarım.

Her ne kadar ilişkilerimiz mükemmel olmasada, inişler çıkışlar olsada, kalpler kırılsada, babanızla ilişkiniz güven, haysiyet ve iyi niyet üzerine kurulduysa siz çok şanslısınız demektir. Benim çok şanslı olduğum gibi.

Özellikle Y Jenerasyonu olarak hızını takip etmekte zorlandığımız hayatta bazen sevdiklerimize onları ne kadar sevdiğimizi söylemeyi, herşey için teşekkür etmeyi ve hep onların yanında olduğumuzu söylemeyi unutuyoruz. Size tavsiyem, geç olmasını beklemeden bunu sık sık yapın.

Benim en büyük mutluluğum bunu çok geç olmadan yapabilmem idi.

Babalar gününüz kutlu olsun.

Babalar günün kutlu olsun…

İzmir’de Kağıt Bilet ‘Nostaljisi’

İzmir’de uzun yıllardır sürdürülen kentkart (elektronik bilet) uygulması, ihale değişikliğinden kaynaklanan bir sorun yüzünden 1 Haziran’dan beri çalışmamakta. Bir süre ücretsiz taşıma ile idare ettirilen bu sorun, çözümün gecikmesinden dolayı İzmir Belediyesini köklerine geri dönmeye zorladı:

Kağıt bilet uygulaması.

izmir-de-nostaljik-kagit-bilet-saskinligi-7409843_7447_m

28 yaşında olan benim bile zar zor hatırladığım uygulamayı tekrar getiren İzmir Belediyesi, Y Jenerasyonunu çocukluğuna götürdü. Z Jenerasyonunu ise şu hale soktu:

ytpj63

Hayatlarında ilk defa kağıt bilet uygulamasını gören Z Jenerasyonuna başarılar, çocukken büfelerden kağıt biletler alıp otobüsteki kutuya atan Y Jenerasyonuna da iyi nostaljiler diliyorum.

O zamanla bu zaman arasındaki en büyük fark, o zaman insanların bu uygulamayla dalga geçebileceği bir platform olmamasıydı. Artık var 🙂

Konu ile ilgili bazı tweetler:

YAŞASIN CHP GERİ GELİYOR(!)… İzmir’de ücretsiz ulaşıma “kağıt bilet” çözümü http://tinyurl.com/na48og9  @trthaber aracılığıyla

CHP’li İzmir çağı tersinden atladı! Toplu ulaşımda kağıt bilet dönemi başladı!

Kocaoğlu’na kağıt bilet tepkisi: İzmir’i 25 sene geriye götürdü Ayrıntılar: http://goo.gl/E8wwmc 

M.Tahir DEDİLER @tdediler

İzmir Gondol hizmetinden sonra bir nostalji hizmeti daha kağıt bilet bu gençler eskiden biz nasıl yaşardık… http://fb.me/53cJG7X8D

ahahahah kağıt bilet is coming

Baraj, Koalisyon, Demokrasi: Y Jenerasyonunun 2015 Seçimlerindeki Etkisi

Cevap net: Sonucu gençler belirledi.

2015 Türkiye genel seçimlerinin daha önceki seçimlerden çok daha farklı geçeceğini insanlar biliyordu. Gitgide ihtilafa düşen AKP, reklam kampanyalarıyla daha etkili olmaya çalışan, fakat yinede büyük adımlar atamayan CHP, kemik oyveren listesine güvenen MHP ve sadece kürt kökenli vatandaşların değil, gençlerinde sempatisini kazanmayı başaran HDP. Bu siyasi dinamikler ile 2015 seçimlerinin önceki önceki 3 seçime benzemeyeceği aşikardı. Ve sonuçta öyle de oldu.

Seçmenler tek partili hükümetten yana olmadıklarını, 13 seneden sonra artık bir koalisyon devleti istediklerini açıkça belirttiler.

dört lider kolaj promo

Bunun bir çok sebebi var elbette. Siyaset Bilimi okumuş ve Türkiye siyasetini (bir Türk vatandaşı olarak) yakından takip ettiğim için bu konuda söyleyebileceğim çok şey var. AKP’nin despot tutumu, başkanlık sistemi propagandasının ters tepmesi, HDP’nin siyaset sahnesine girmesi, MHP ve CHP’nin birbirine yakın tutumu gibi bir çok faktör etken olmuştur 2015 seçim sonuçlarında. Fakat bu makalede benim odaklanmak istediğim konu daha başka: Y Jenerasyonu’nun (özellikle de ilk defa oy verenlerin) 2015 seçimlerindeki etkisi.

Y Jenerasyonunun genelde daha ilerici, liberal, maneviyata önem veren bir nesil olduğunu zaten biliyorduk. AKP’nin ‘aş, iş, otoyol, istikrar’ tutumu her ne kadar önceki jenerasyonlarda (toplumun her kesiminde değil elbette) etkili olsa da, Y Jenerasyonunda temel ihtiyaçlara dayalı seçim kampanyaları çok da fazla bir etki bırakmamakta.

‘İşiniz garanti’, ‘en büyük hastaneyi biz yaptık’, ‘çift otoyolda gideceksiniz’ Y Jenerasyonunu fazla etkileyen söylemler listesinde bulunmamakta. ‘Sürekli kontrol ve yasak altında tutulmayacaksınız’, ‘hayatınıza her an karışılma riski ortadan kalkacak’, ‘fikirlerinizi baskı altında olmadan beyan edebilirsiniz’ genel olarak Y Jenerasyonunu daha fazla çeken söylemler arasında (yine, bu da toplumun her kesimi için geçerli değil).

401966_10151960697323858_381044084_n

Bu stratejiyle en bariz atılımı yapan parti, şüphesiz ki, HDP oldu. Kendi kemik seçmen kitlesinin yeterli olmadığını gören HDP’nin, oyunu %6 lardan %13 lere çıkarabilmiş olmasının tek sebebi vardır: Y Jenerasyonuna hitap etmeleri.

Türkiye’de ki tüm Y Jenerasyonu fertleri HDP’yi belirli sebeplerden dolayı desteklemese de, hak ve özgürlüklere odaklı ve AK Parti karşıtı stratejileriyle HDP, kendileri adına çok başarılı bir atılım gerçekleştirmiştir.

polis_seni_baskan_yaptirmayacagiz_pankartini_yasakladi_h25760

Aynı şekilde bir çok Y kuşağı ferdine hitap eden CHP ve MHP’nin yerinde saymalarının, ve HDP’nin büyük bir seçmen kitlesini kendi saflarına çekmeyi başarmaları doğru hedef kitleye doğru yaklaşımda bulunmak ile mümkün olmuştur.

Sonuç olarak, Y Jenerasyonu 2002’den beri süregelen siyasi çarka çomak sokmayı başarıp, ezber bozmuştur.

Birçok şirket artık Y Jenerasyonunu anlamanın ne kadar önemli olduğunun farkında. Hem çalışanlar olarak, hem de müşteriler olarak Y Jenerasyonunun ihtiyaçlarını, önem verdiği şeyleri ve değerlerini anlamak için kaynaklarını seferber ediyorlar. Zaten bunu yapmayan şirketlerde sürdürülebilir çalışmalar yapamayıp kayboluyor.

Belki artık partilerinde bunu kavrayıp, Y Jenerasyonunun değerlerini anlayıp stratejilerini ve kararlarını bu doğrultularda da verme zamanları gelmiştir.